🦏 Ataol Behramoğlu En Kısa Şiiri

SELMAERDAL 27 Mayıs 1960 sonrasında, planlı ekonomi politikaları izlendiği yıllarda; "işsizlik sorununa çözüm olarak dış ülkelere işçi ihracı" kararının Bestelenmişşiirler serisine epeydir ara verdiğimin farkındayım. Biraz yorucu bir iş olması nedeniyle kaçıyorum sanırım. Okumaya devam edin Ataol Behramoğlu’nun Bestelenmiş Şiirleri. Gündemdeki Yazılar. Ataol Behramoğlu’nun Bestelenmiş Şiirleri. 14 Temmuz 2022. Yorum yaz. Bayram Gazeli. 10 Temmuz 2022. Yorum yaz. T Balçiçekİlter ’e konuşan Ataol Behramoğlu’nun Habertürk’ün bugünkü (9 Şubat 2015) nüshasında yayımlanan söyleşisinin ilgili kısmı şöyle: 50. sanat yılı Dile kolay. Neyin tadı kalmış damağınızda? 1965 yılında ilk yazım yayınlandı. Yaşarken 50. sanat yılı güzel geldi.. İnsanlar hep merak ederler “Öldüğümden sonra ne diyecekler?’’ diye Sayfaiçeriği: Ataol Behramoğlu Kısa sözler, Ataol Behramoğlu Etkileyici Sözler, Ataol Behramoğlu Uzun Sözler, Ataol Behramoğlu Güzel Sözler, Ataol Behramoğlu Şiir damıtılmış bir üründür. Bir şiirden, hatta bir dizeden esinle kitaplar yazılabilir. Ömrümün en güzel çɑğı, ɑnnen ve bɑbɑnlɑ olɑndır. AtaolBehramoğlu, İsmet Özel. 4.32 · Rating details · -Ataol Behramoğlu'nun Önsöz'ünden- "Ataol'la tanışıklığımız kısa sürede riyasız, içten bir dostluğa dönüştü. Bunda siyasi more. Get A Copy. Amazon; Stores Libraries; Paperback, 235 pages. Published April 1995 by Oğlak Yayınları CezaeviGüncesi : Hapishanede Bir Sabah Türküsü - Ataol Behramoğlu - Tekin - 37,50TL - 9789944613187 - Kitap En eskilerden devam etmek üzere arkası gelecek mi, gelmeli mi, tam olarak bilmiyorum. Fakat bu defterleri rastgele karıştırırken, bazı bölümlerin sadece beni ve oralarda adı geçen kimseleri ilgilendirebileceğini Terörlemücadele ekiplerimiz kısa süre sonra terörist Tuğçenur Özbay'ı gözaltına alır. Ataol Behramoğlu 15 Ağustos 2016'da Cumhuriyet'te "Cezaevinden bir mektup" başlıklı mide Büyük Türk Şiiri Antolojisi’nde Ataol Behramoğlu ise Budak hakkında şunları söylüyordu: “1970’li yıllarda adını duyuran şairlerden Abdülkadir Budak’ın genellikle kısa 1980Kuşağı: Türk Şiirinin Poetikası, Baki Asiltürk 20. Yüzyıl Türk Şiiri: 100 Şair Şiir, Enis Batur 20. Yüzyıl Türk Şiiri Antolojisi İlhami Soysal 1975–2000 Son Çeyrek Yüzyıl Şiir Antolojisi, Yılmaz Odabaşı Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi Modern Şiirimizin İki Yüzyılı, Ataol Behramoğlu Askerin köylünün, mazlumun, halkın, devrimcinin, ülkücünün, fakirin, namuslunun, umudu olanın ve olmayanın, kısaca insanın yaşadıkları var bu kitapta. Nazım Hikmet şiirinin zirvesi olarak kabul edilen Memleketimden İnsan Manzaraları, şairin hem kendinin hem de tüm insanlığın yaşadığı zorlukları bir türkü gibi anlattığı muhteşem eseridir. OnAyrılık Şiiri -4 (Ataol Behramoğlu) 6 Temmuz 2018 On Ayrılık Şiiri -4 Başka biri olacaksın istemesen de Tenine başka bir ten dokunduğunda Gövde AtaolBehramoğlu Şiirleri AĞUSTOS KONUĞU -Arıdan irice, kanatları renkli- Dolaştı bir süre, vızıldamadan. Sonra bulup yolunu pencerenin Çıkıp gitti Bir öykü çeviriyordum Çehov'dan Masamda bira bardağı -Odam, kitaplarım,olağan dünyam- Tül perdede ağustos ışınları Tanık oldu yaşamıma Bu uçucu böcek, sadece bir an Çıkıp gitti sonra 4HlBYU. Oluşturulma Tarihi Mayıs 19, 2020 0212Türk Edebiyatı'nda pek çok önemli yazar ve şair bulunmaktadır. O yazar ve şairlerden birisi de Ataol Behramoğlu'dur. Ataol Behramoğlu özellikle şiirleri ve hayatı oldukça fazla araştırılmaktadır. Son haftalarda arama motorlarında en fazla araştırılan şair ve yazarlar arasında Ataol Behramoğlu da yer almaktadır. Peki Ataol Behramoğlu kimdir? Ataol Behramoğlu'nun kısaca hayatı, eserleri kitapları, sözleri ve şiirleri nedir? Sizler için Ataol Behramoğlu'na dair tüm Behramoğlu bilindik en ünlü şairler ve yazarlar arasındadır. Ataol Behramoğlu Kimdir? 1942 yılında doğmuş olan Ataol Behramoğlu Türk şair aynı zamanda yazardır. Ataol Behramoğlu günümüzde gazetecilik yapmaya devam eden bir edebiyatçıdır. Ataol Behramoğlu'nun Kısaca Hayatı Ataol Behramoğlu 1942 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul'un Çatalca ilçesinde dünyaya gelen Ataol Behramoğlu çocukluğunu bu ilçede geçirdi. Doğduğunda babası Çatalca'da askerlik yapıyordu. Ataol Behramoğlu Azerbaycan Türklerindendir. Azerbaycan kökeninden dolayı soyadı Gürus olarak da anılmıştır. İlk yazdığı şiirlerinde ise Ataol Behramoğlu yerine Ataol Gürus adını seçmiştir. Ailesi daha sonra soyadını Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası Haydar Behramoğlu ziraat mühendisidir. Annesi İsmet hanımdır. Ataol Behramoğlu eğitim hayatına Kars'ta başlamıştır. Kars'ta bir müddet eğitim gördükten sonra ilkokul, ortaokul ve lise hayatını ise Çankırı şehrinde sürdürmüştür. Eğitim hayatı boyunca pek çok şiir yazmış ve şiir hayatına bu yaşlarda başlamıştır. Lise öğrenimini 1960 yılında tamamlayan Ataol Behramoğlu daha sonra üniversite eğitimi için Ankara'ya gitmiştir. Ankara'da Ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesinden Rus dili ve edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Rus Dili ve Edebiyatı bölümünden 1966 yılında mezun olmuştur. 1962 yılında TİP'e üye olmuştur. Burada ki örgütlenme çalışmalarına destek vermiştir. Üniversite eğitimi boyunca yazmış olduğu eserleri ile dikkat çekmiştir. 1970 yılına geldiğimizde çeşitli siyasi nedenlerden ötürü yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştır. 2 yıl boyunca Londra ve Paris şehirlerinde yaşadı. Paris'te ise ünlü kişiler ile tanıştı. Avrupa'da olduğu esnada Sovyet Yazarlar Birliği tarafından Moskova'ya davet edildi. Ataol Behramoğlu Moskova'da yaklaşık olarak 2 yıl kalmıştır. Moskova Üniversitesi'nde çalışmalara başladı. Üniversitede Rus Edebiyatı üzerinde çalışmalar yaptı. Vladimir Puşkin gibi yazarların eserlerini tanıdı. 1974 yılına geldiğimizde Türkiye'de yer alan af yasasından faydalandı. Ülkeye tekrardan döndü. 1 yıl sonra kardeşi ile birlikte edebiyat ve kültür dergisi olan Militan dergisini çıkardı. Militan dergisi ülke çapında büyük ilgi gördü. 1979 yılında Türkiye yazarlar sendikasında genel sekreterlik unvanı aldı. Ataol Behramoğlu Rus Ludmila Denisenko ile evlilik yaptı ve bu evlilikten bir kızı dünyaya geldi. Ataol Behramoğlu'nun Eserleri Kitapları - Aziz Nesin’li Anılar - Lozan - Başka Gökler Altında - Yurdu Teninde Duymak - Aşk İki Kişiliktir - Okyanusta İlk Karşılaşma - Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var - Sevgilimsin - Kızıma Mektuplar - İki Ağıt - Sivil Darbe Yazılar - Bir Gün Mutlaka Ataol Behramoğlu'nun Sözleri " Öğrendim ki. Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. " " Ve cellat uyandı yatağında bir gece tanrım dedi bu ne zor bilmece öldükçe çoğalıyor adamlar ben tükenmekteyim öldürdükçe. " " Sevdiğim, Sonsuzca yitirdiğim ender çiçek geri kalan yılları ömrümün seni anımsamama yetmeyecek." " Anne gezindiğin bağ baba yaslandığın dağdır! Ömrümün en güzel çağı, annen ve babanla olandır. " Ataol Behramoğlu'nun Şiirleri - Bu Aşk Burada Biter - Aşk - Annem Yok Artık - Bu Dert Beni Adam Eder - İlkbahar - Bebeklerin Ulusu Yok - Yıkılma Sakın - Bir Şehit Kızına Sayfa İçeriği Ataol Behramoğlu Şiirleri, Ataol Behramoğlu Şiirleri Kısa, Ataol Behramoğlu Şiirleri Aşk, En Güzel Ataol Behramoğlu Şiirleri, Ataol Behramoğlu Şiirleri Uzun, Ataol Behramoğlu Şiirleri Facebook Ünlü şairlerimizden olan Ataol Behramoğlu'na ait olan Şiirleri bu sayfamızda bir araya getirdik. Beğendiğiniz En Güzel Ataol Behramoğlu Şiirlerini Twitter, Facebook gibi hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz. Ataol Behramoğlu Şiirleri Editörün Seçimi Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği Ataol Behramoğlu Ağustos Konuğu Odama bir an giren uçucu bir böcek Arıdan irice, kanatları renkli- Dolaştı bir süre, vızıldamadan. Sonra bulup yolunu pencerenin Çıkıp gitti Bir öykü çeviriyordum Çehov'dan Masamda bira bardağı -Odam, kitaplarım,olağan dünyam- Tül perdede ağustos ışınları Tanık oldu yaşamıma Bu uçucu böcek, sadece bir an Çıkıp gitti sonra Tıpkı yaşamıma bir an katılan Sonra yitip giden bir sevgili gibi Aşk İki Kişiliktir Değişir rüzgarın yönü, Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi, Boşuna bir liman arar. Gülüşü bir yabancının, Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir, Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır, Geceler boyu sev Arada Güz güneşi benzeşiyor bahar güneşiyle Biri kışa girerken biri kıştan çıkarken Biri yeni bir aşk öncesinde bir kederden sonra Biri biten bir aşktan sonra kedere girerken Ayrılan Aşkı doğuran şey nedir; O yakınlığı, iki can arasında Ve kopuş ne zaman başlar, Ne zaman biter bir sevda? Bir kurt gibi içten içe Gelişip büyür çürüme Bir an gelir ki aynı mekandasınızdır Ayrı duygusal zamanlarda… BU AŞK BURADA BİTER Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir Solarken albümlerde çocuklar ve askerler Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider Bahar Şiiri Bu sabah mutluluğa aç pencereni Bir güzel arın dünkü kederinden Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden Çocuğum uzat ellerini Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı Duy böyle koşturan sevinci Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor Toprak ananın kalbi Şöyle yanıbaşıma çimenlere uzan Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın Baharın gençliğin ve aşkın Türküsünü söyliyelim bir ağızdan İlkbahar Yüzümü bulutlara kaldırıp Dua eder gibi mırıldanıyorum Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum Rüzgarla, ilkbaharla Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi Rüyada mıyım, gerçek mi bu Hem var gibiyim, hem yok gibi Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde Başakların sonsuz salınışı Burada, kendimle başbaşa Ömrümü böylece tamamlayabilirim Bir kuşu dilinden hiç öpmedim Belki bir gün öpebilirim Belki bir gün rüzgar olurum ben de Eserim başakların üzerinden Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden Eski Nisan Canımın yongası, sevdiğim, Bir kaç gün çaldık ilkbahardan Geçtik yıllardır özlediğim Erguvan ışıklı kıyılardan Aşkı sessizlik tanımlar Gençken tersini düşünürdüm Akşamla dönerken geriye dalgalar Yalnızlığı çırılçıplak gördüm Durduktu önünde Ege Denizi'nin Gözleri mayıs bulanığı, Kuytuluğunda eski evlerin Dolaştıktı Ayvalığı Eski nisan, her şey gibi, Kalbim de, rüzgar da eski, Çırpınıp duruyor havada Yitik anıların kelebeği İnsanlar... İnsanlar da ülkelere benziyor Sınırları var, yüzölçümleri Yasaları var Bayrakları, ilkeleri Kimi dağlık bir arazidir. Kimi kıraç Kimi bereketli Kimi dardır Kimi engin gözalabildiğince Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir. Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri Sonuçta ne küçümse insanları kızım Ne de önemse gereğinden çok Ama anlamaya çalış Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri Bu Yangın Yerinde Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak Yalanla kirli havada Güçlükle soluk alarak Savunmak gerçeği, çoğu kez Yalnızlığını bilerek Korkağı, döneği, suskunu Görüp de öfkeyle dolarak Toplanıyor ölü arkadaşlar Her biri bir yerden gelerek Kiminin boynunda ilmeği Kimi kanını silerek Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek "Yaşamak görevdir bu yangın yerinde Yaşamak, insan kalarak" Eylül Sabahının Serinliği Eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Ciğerlerime dolduruyorum Sessizlik ve serinlik Birleşiyor Yıkanmış güvercinler Ve çok uzakta bir tren sesi Her zaman yeniden başlamak duygusu Doğuyor içimde Her uyanışımda Düşmanlarımı bağışlıyorum Daha çok seviyorum dostlarımı Her uyanışımda Eylül sabahının serinliğini Yaprakların serinliğini Yüreğime dolduruyorum Kapının Önünde Duran Çocuğa Kapının önünde duran çocuk Bir kır görünümünü andırıyor Güneş tütüyor saçlarında Gözlerinde bir deniz kımıldanıyor Kapının önünde duran çocukta Bütünleşiyor bütün zamanlar Dağlar doğuyor çatırdayarak Derinleşiyor okyanuslar Aşklar başlıyor ve bitiyor Dünya sürdürüyor dönmesini İzliyor şaşmaz düzeninde Gece ve gündüz birbirini Kapının önünde duran çocuk Habersiz bütün bunlardan Hayat akıyor durmaksızın Onun içinden ve dışından Melankoli Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir Umutsuz akşamlarımda sesini duyduğum lir Sihrinde ilk acıyı tattığım Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer Gitgide uzaklaşan tren sesi Ey en masum arzularımı gizleyen oda Yıldızlarla dost eden küçük pencere Her akşam gönlümün dilediği yere Götüren sihirli araba Ey en içli, en yanık türkülerimi duymayan Rüzgârı saçlarımı dağıtan sokak Ve ey saçı ak, gönlü ak Anneciğim pencerede ağlayan Ah biliyorum güç gelecek sizlere Ama artık gitmek geliyor içimden Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden Dönüşü olmayan yerlere… YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi, olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Boynu bükük ay çiçeği Şiirin ve aşkın geleceği. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Dağ rüzgarı, portakal balı Alçakgönüllü, hünerli, sevdalı. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Yazgısı kara yazılmış gelin Kurumuş sütü memelerinin. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Harlı bir ateş gibi derinde yanan Haramilerin elinde bunalan. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Güngörmüş, bilge toprağım Yunus, Pir Sultan ve Nazım. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Bozlak, ağıt, halay ve zeybek Dumanı üstünde ekmek. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Yüzü kırış kırış anam Ağlayan narım, gülen ayvam. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Asmaların üstünde gün ışığı En güzel geleceğin yakışığı. Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum Zinciri altında kımıldayan Bitecek sanıldığı yerde başlayan. ÇIĞLIK Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini Kederli yağmur, usulca düşen akşama Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama... HERŞEY ŞİİRDİR Her şey şiirdir, uğultusu rüzgarın Bir ırmağa usulcacık yağan kar Her gece okunan bir dua çocuklukta Gökyüzünde bölük bölük turnalar Her şey şiirdir, sevinç ve kader Dünyada olmak duygusu... Kıyıda, ıssız kayalarda Kendi başına ışıldayan su Her şey şiirdir, şimdi, şu anda Ak kağıt üstünde dolanan elim Karşıki avluda salınan söğüt Yandaki odada uyuyan bebeğim Her şey şiirdir, çağrısı aşkın Bahar toprağından yükselen tütsü Umut ve acı, başlayan ve biten, Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü Her şey şiirdir ve bir gün belki İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir Koynunda ona yazdığım mektuplar Bir yerlerden çıkıp gelecektir... YAZ SONU Ayvalar ve güneş sarardı Yıldızlar daha parlak Ve ay daha soğuk şimdiden Güz denizi yutkunuyor Ardısıra yitik bir aşkın Kıyıya çarpıp geriye çekilirken. Kağıttan taşan mürekkep gibi Taşıyor içimden Özlemi geçmiş yazın. Gizlice Sevgilim Rüyalar bile geceleri bekler Gizlice görünmek için Yüreğimdesin, saklısında içimin Gizlice sevgilim Kimse bilmesin üzgünlüğümü Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu En gizli kuytularında ömrümün Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu Gizlice sevgilim, yaşam kadar acı Canımı tutuşturan özlem gibi Özlüyorum derin yokoluşta Gizlice sevgilimi İstanbul Göğsüme bir İstanbul çiziyorum Başparmağımla, kelebek biçiminde Çocukmuşum gibi aynanın önünde Yüzümü saçlarımı okşuyorum Kadıköy’den herhangi bir deniz Tenha bir tramvay Şişli’den Samatya’dan belki Sultanahmet’ten İncir ağaçları anımsıyorum Göğsüme bir İstanbul çiziyorum Başparmağımla, kelebek biçiminde Biraz umutsuzum, biraz yorgun işte En çok gözlerimi seviyorum ZAKKUM VE YAZ Zakkum ve yaz, bayıltan kokusu akşamın Yapışkan, zakkum tadı öpüşlerindeki Damarlarımda akan senin kanındır sanki Kıvamını bulduran tenimdeki tutkalın İşte bir kez daha yaz ve zakkumlar Parmak uçların gibi, pembe ve ipekten Yüzün çocukluk yüzün oluyor sevişirken İçimin en derin bir yerinde gözlerin kımıldar Gizemli ve esrik iniyorken gece Bir tutku ağacı büyüyor gövdemde Dalları bütün yönlere uzanan Yaz zakkum dudaklarıyla öperken beni Kuşatıyor bütün benliğimi Bir baş dönmesi, yazdan ve zakkumdan. Türk edebiyatına birçok eser bırakan Ataol Behramoğlu hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında merak edilenler...ATAOL BEHRAMOĞLU KİMDİR?Ataol Behramoğlu, 13 Nisan 1942'de, Azerbaycan kökenli bir ailenin çocuğu olarak babasının yedek subaylığı sırasında Çatalca'da babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca'da dünyaya geldi. Azerbaycan kökenli olan ailesinin soyadı Gürus idi. İlk şiirlerinde de takma adı olan "Ataol Gürus'u " kullanmıştır. Aile,soyadını daha sonra Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi İsmet Hanım'dır."Nihat Behram" olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu'nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu'nun üçüncü sınıfa kadar Kars'ta öğrenim gördükten sonra; ilk, orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı'da tamamladı. İlk şiirleri"Ataol Gürus" adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin TiP örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini bir araya getiren ilk şiir kitabı Bir Ermeni General, 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Halkın Dostları'nı İsmet Özel'le birlikte çıkarmaya başlamışlardır. Fakat dergi 12 Mart askeri muhtırasının ardından kapatılmıştır. Behramoğlu'nun 1960'lar ve 1970'lerin ilk yılları boyunca Özel'le yakın bir dostluğu olmuştur. Behramoğlu'nun bu dönemde yazdığı şiirlerinde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965'te yayımlanan "Bir Gün Mutlaka" adlı kitabı 60'lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı[2]. Kitaplaşan ilk çevirisi "İvanov" Anton Çehov 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı. Gerçekçi ve toplumcu şiir ilkelerine yönelerek şiielerini yeni tema ve biçim arayışlarıyla yılında siyasi nedenlerle yurt dışında çıkan Behramoğlu, 1972'ye kadar Londra ve Paris'te yaşadı. Paris'te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon'un yönetimindeki"Les Lettres Françaises" de, Abidin Dino çevirisiyle, "Bir Gün Mutlaka" dan bir bölüm yayımlandı. 1971'de Paris'te Théatre de Liberté'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun "Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar" i çin bölümler yazdı. 1972 yılında kurulan Barış Derneği'nin kuruluşunda yer Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak 1972'de gittiği Moskova'da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi'nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. Daha önceki dönemin ürünü çevirileri Puşkin, Bütün Hikâye ve Romanları, 1972 ve yurt dışı dönemin ürünü şiirlerden oluşan üçüncü şiir kitabı "Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri" 1974'te Türkiye'de af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975'te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi "Militan" büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu'nun "Ne Yağmur…Ne Şiirler…1976", "Kuşatmada 1978", "Mustafa Suphi Destanı" 1979, "Dörtlükler" 1980 adlı kitapları Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus aslıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı."Ne Yağmur…Ne Şiirler…"' in yeni basımının mahkemece "toplatılması ve imhası"n a karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti.[2] 1981'de "İyi Bir Yurttaş Aranıyor" başlığı altında topladığı şiirler Türkiye'de "siyasal kabare" türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan'da şiirlerinden seçmeler "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri "Kardeş Türküler" adlı bir kitapta topladı 1981. "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"'nin ilk çalışmalarına Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü'nü kazandı. 1983'te 8 yıl hapse mahkûm edildi. 1984'te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa'ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurt dışına 1989 yılında kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986'da Paris'te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi "Anka"yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini "Kızıma Mektuplar 1985", "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" 1985 adlı şiir kitapları ve "Mustafa Suphi Destanı"nın yeni bir basımı yayımlandı. Şiirlerinden Macarcaya yapılan bir seçmeler 1988'de Budapeşte'de "Europa" yayınevince yayımlandı Antoloji çalışmalarına da devam eden Behramoğlu bu dönemde "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"; "Dünya Şiiri Antolojisi" Özdemir İnce ile birlikte; "Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi"'ni yayımladı. Ayrıca "Çehov-Bütün Oyunları 1. Cilt", şiir üstüne yazılarını bir araya getiren "Yaşayan Bir Şiir" 1 986 ile "Eski Nisan", "Bebeklerin Ulusu Yok" adlı şiir kitapları yayımlandı. Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine Haziran 1989'da Türkiye'ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi'nde kültür danışmanlığı, ardından Simavi Yayınları'nda editörlük yaptı. 90'lı yıllarda "Sevgilimsin" 1993 adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını bir araya getiren, "İki Ateş Arasında" 1989, "Nâzım'a Bir Güz Çelengi" 1989, "Mekanik Gözyaşları" 1990, "Şiirin Dili-Ana Dil" 1997 yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını "Aziz Nesin'li Fotoğraflar" 1995; yurt dışı gezi yazılarını "Başka Gökler Altında" 1996 adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova'nın anılarından ve Nâzım Hikmet'in şiirlerinden oluşturduğu "Mutlu ol Nâzım" adlı bir oyunu; belgesel bir oyun çalışması olan "Lozan" adlı eseri Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999'a kadar iki dönem sürdürdü. 2002'de Türkiye Yazarlar Derneği "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü"'nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden geniş bir seçmeler Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini 2003'te aynı üniversitede doçent, 2009'da Beykent Üniversitesi'nde profesör olarak sürdürdü. Şimdi İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosundadır. Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. KAFA Dergisinde yazıları yılının Nisan ayında Behramoğlu'nun 50. sanat yılı sebebiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi iki konser yılında Beşiktaş Belediyesi, Ataol Behramoğlu'nun heykelini Beşiktaş Şairler Sofası Parkı'na Şiir Her Şey Şiirdir 1955Bir Ermeni General 1965Bir Gün Mutlaka 1970Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri 1974Ne Yağmur... Ne Şiirler... 1976Kuşatmada 1978Mustafa Suphi Destanı 1979Dörtlükler 1983İyi Bir Yurttaş Aranıyor 1983, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından oyunlaştırılmıştır.Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum 1985Kızıma Mektuplar 1985Şiirler 1959-1982 1983Eski Nisan 1987Bebeklerin Ulusu Yok 1988Bir Gün Mutlaka-Toplu Şiirler I 1991Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var-Toplu Şiirler II 1991Kızıma Mektuplar- Toplu Şiirler III 1992Sevgilimsin 1993Aşk İki Kişiliktir 1999Yeni Aşka Gazel 2002İki Ağıt 2007* Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar 2008Okyanusla İlk Karşılaşma 2008Hayata Uzun Veda 2008Ne Çok Hain 2017Bir Çocuğa Layık Olmak 2018Deneme-İnceleme Yaşayan Bir Şiir 1986, eklerle yeni basım 2007Şiirin Dili-Anadil 1995 eklerle yeni basım 2007Utanıyorum 1996Mekanik Gözyaşları 1997Nazım'a Bir Güz Çelengi 1997, eklerle yeni basım Nazım Hikmet-Tabu ve Efsane2008İki Ateş Arasında 1998Kimliğim İnsan 1999Başka Bir Açı 2000Gerçeklik Duygusunun Kaybolması2001Rus Edebiyatı Yazıları 2001Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği 2001Kendin Olmak ya da Olmamak 2003Yeni Ortaçağın Saldırısı 2004Biriciktir Aşk 2005Rus Edebiyatının Öğrettiği 2008Sivil Darbe 2009Benim Prens Adalarım 2010Yolculuk,cesaret ve kavga şiirleriAnı Aziz Nesinli Anılar 2008Gezi Başka Gökler Altında 1996, eklerle yeni basım 2010Yurdu Teninde Duymak 2008Oyun Lozan 1993Mektup Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar mektupları,1995Şiirin Kanadında Mektuplar mektupları,1997Çocuk Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı şiir-masalDünya Halk Masalları çeviri-uyarlamaDüşler Kuruyorum kitapta bölüm Papuçlar çeviriAntoloji Büyük Türk Şiiri Antolojisi 2 cilt,1987, eklerle yeni basımDünya Şiiri Antolojisi 4 cilt,1997 Ataol Behramoğlu-Özdemir İnceÇağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi1983,Özdemir İnce-Ataol Behramoğlu, eklerle yeni basım 2008Çağdaş Rus Şiiri Antolojisieklerle yeni basım, 2008Uçur Diye, Ey AşkTematik Aşk Şiirleri,2007Çeviri Anton Çehov-Büyük Oyunlar İvanov-Orman Cini-Vanya Dayı-Martı-Üç Kızkardeş-Vişne BahçesiAleksandr Puşkin-Bütün Öyküler, Bütün RomanlarAleksandr Puşkin-Seviyordum Sizi şiirlerAleksandr Puşkin-Erzurum YolculuğuMaksim Gorki-Yaşanmış HikâyelerMaksim Gorki-Bozkırdaİvan Turgenev-ArefeMihail Lermontov-Hançer şiirlerJose Marti-Göklerde Eriyip Gitmek İsterdim şiirlerE. Babayev-Nâzım HikmetV. Tulyakova-Nâzımla Son SöyleşimizA. Fevralski-Nâzım'dan AnılarS. Viladimirov, D. Moldvaski-MayakovskiA. M. Şamsuddinov-Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı TarihiFyodor Dostoyevski-Puşkin Üzerine SöylevKaynak - Ataol Behramoğlu Ataol Behramoğlu Gündem Güncel Haberler Haber albümü için resme tıklayın Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli şairlerden biri olan Ataol Behramoğlu Kitap Fuarı’nda şiir rüzgârı estirdi. Usta şair, “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” ve “Bebeklerin ulusu yok” gibi en güzel şiirlerini Kocaelili kitapseverler için okudu. Usta şaire, şiirlerini okurken, sanatçı Haluk Çetin gitarıyla eşlik etti. BÜTÜN BELEDİYELER KİTAP FUARI AÇMALIYahya Kaptan Salonda gerçekleşen dinleti tadındaki söyleşide Ataol Behramoğlu, en güzel şiirlerini Kocaelili kitapseverler için okudu. Kendisini dinlemeye gelen okuyucularına teşekkür eden usta şair, Kocaeli Kitap Fuarı’nın kendisi için olan önemine dikkat çekti. “Ataol Behramoğlu, “Burada kültüre, sanata yakın olan insanlarımız hangi siyasi görüşten olursa olsun bir araya geliyor. Ben bütün belediyeleri kitap fuarı açmaya davet ediyorum” dedi. BEBEKLERİN ULUSU YOKAtaol Behramoğlu, dinletinin ikinci bölümünde çocuklar için yazdığı şiirleri okudu. Usta şair bilinen en güzel şiirlerinden olan “Bebeklerin ulusu yok” ve “Bir çocuğa layık olmak” şiirlerini seslendirdi. YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VARAtaol Behramoğlu dinletinin sonunda en sevilen şiirlerinden olan “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” adlı şiirini okudu. Şair, şiirini okurların alkışlarıyla tamamladı. EN GÜZEL AŞK ŞİİRLERİ KISA Sizler için ünlü şairlerin en güzel kısa aşk şiirlerini bir araya getirdik. İşte en çok beğenilen, sevgiliniz için paylaşabileceğiniz yada sevdiğinize gönderebileceğiniz aşk şiirleri... ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN-AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL Aşk başlamadan güzel, Kalplerde heyecan Bakışlarda korku olduğu zaman güzel… Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, Başkaları görmesin diye çabalayış, Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman… Aşk başlamadan güzel…. NAZIM HİKMET-GÖZLERİNE BAKARKEN ŞİİRİ Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum… Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin sırrını her gün bir parça veren fakat hiç bir zaman büsbütün teslim olmayacak olan… NAHİT ULVİ AKGÜN-BİRİSİ ŞİİR Bir şey var aramızda Senin bakışından belli Benim yanan yüzümden. Dalıveriyoruz arada bir. İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki, Gülüşerek başlıyoruz söze. Bir şey var aramızda Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek. Fakat ne kadar saklasak nafile Bir şey var aramızda, Senin gözlerinde ışıldıyor, Benim dilimin ucunda. AHMET KUTSİ TECER-SENİ SEVİYORUM DEMEK İSTERDİM seni seviyorum demek isterdim ölesiye bir duyguyla, taparcasına dil dökmek ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim seni sarmak isterdim sonsuzlukla delicesine sevmek bir sarhoş gibi adını sayıklamak ve bağırarak kollarında ölmek isterdim gülüm ATAOL BEHRAMOĞLU-AŞK İKİ KİŞİLİKTİR ŞİİRİ Değişir yönü rüzgarın Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden; Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Avutamaz olur artık Seni, sevdiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş gözden; Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiçbir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını, Severken hiç bir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. FARUK NAFUZ ÇAMLIBEL-SON AŞIK Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım, Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene Ak düşünce saçların kumral rengine Kollarında son aşıkın ben olacağım. Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen, Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün … O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen? Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar … O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar, Esirgeme gözlerimden bir son buseni, Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın, Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni! CAHİT KÜLEBİ-SEVDA ŞİİRİ Bildim ki nasibim yalnız sen, Ekmeğim senden gelirmiş, İnsan uyuyabilirmiş İzin verirsen. Dolaşamıyorum sokakta Rüzgarla serinleyemiyorum, Esneyip gerinemiyorum Upuzun yatamıyorum parkta. Bir mavi balon mudur bu yaz İçi sevda dolu yolculuk, Kurtar beni artık ey çocuk! Dişleri papatyadan beyaz! NAZIM HİKMET- HOŞ GELDİN KADINIM ŞİİRİ Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam. Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam... Hoş geldin kadınım benim hoş geldin. aşk şiirşeri, kısa aşk şiiri, ünlülerin en güzel aşk şiirleri, ünlü şairlerin aşk şiirşeri, kisa ask siiri

ataol behramoğlu en kısa şiiri